Teddy Bear Gram Generator at bigoo.ws
Scrollbar from OhMySpace.com
Layouts, Codes, Graphics, Glitter Images, Icons, Online Icons, Ext Network Banners, Backgrounds, Generators, Cartoon Dolls, & More For Your MySpace Profiles!
FREE CUTE CURSORS @ MySpaceBrat.com!
Fare İmleçleri ve link efekt kodları
HAYVANLAR ALEMİNE HOŞGELDİNİZ - Blogcu
Layouts, Codes, Graphics, Glitter Images, Icons, Online Icons, Ext Network Banners, Backgrounds, Generators, Cartoon Dolls, & More For Your MySpace Profiles!
Free Image Hosting @ Photobucket.com!



HAYVANLAR ALEMİNE HOŞGELDİNİZ

Tanım

merhaba ilk öncelikle siteme hoşgeldiniz.hayvanları sevdiğim için böyle bir site yaptım.hayvanlarla ilgili bilgileri sitemde bulucağınızı umuyorum.size iyi gezintiler.


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Arkadaşlarım

Kategoriler


hayvan resimleri

balıklar hakkında ilginç bilgiler

Balıklar hakkında ilginç bilgiler

  • En kücük balık Trimmatom nanus, Hint Okyanusu'nda yasayan bir gobidir. Tam büyüklüğe ulaştığında boyu yaklaşık 1 santimetredir.
  • Dört gözlü anableplerin gözleri ikiye bölünmüştür. Balık yüzeyin altında yüzdüğünde gözün üstü suyun üstünü, gözün altı suyun altını görür.
  • Karayutan kendi büyüklüğünün iki katını yutabilir. Ağızlarında, çenelerini çok açabilmeye olanak veren menteşe yapıları bulunur.
  • Uçan balık uçabilen bir balık olarak bilinmesine rağmen aslında süzülür. Bu balık, yan yüzgeçlerini kullanarak suyun yüzeyinden 3 metre yükselebilir.
  • Yürüyen kedi balığı, oksijeni soluyabilen özel yapıları sayesinde suyun dşında 4 gün yaşayabilir ve yan yüzeylerindeki ayaksı yapılar sayesinde bir gölden başka bir göle sürünebilir.
  • Dünyada en çok bulunan balık, küçük tatlı su balığı olan ışıldakbalığıdır. Bilim adamları, ışıldakbalıklarının sayısının trilyonlara ulaştığını tahmin etmektedir.


Tarih: 17:48, 12/6/2008
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

balıklar hakkında bilgi

 

 

Balıklar (Pisces) poikloterm olan, neredeyse sadece suda yaşayan ve solungaçları ile solunum yapan, soğuk kanlı, yürekleri çift gözlü, çoğunun vücudu pullu, genellikle yumurta ile üreyen omurgalı hayvanlardır. Bazıları doğurarak ürer.Örneğin lepistes balığı doğurur.

Bulunmuş olan en eski balık fosilleri 500 milyon yaşındadır. Günümüzün balıkları kıkırdaklı balıklar (Chondrichthyes) ve kemikli balıklar (Osteichthyes) olarak ikiye ayrılırlar. Bunlar gibi diğer iki grubu oluşturmuş olan Placodermi (Zırhlı balıklar) ve Acanthodii (dikenli köpek balıkları)'nın nesilleri 300-400 milyon yıl evvel tamamen tükenmiştir

Bir kulakcık ve karıncıktan meydana gelen yüreklerinde daima kirli kan bulunur. Yürekten çıkan kirli kan solungaçlarda temizlendiğinden, vücutta temiz kan dolaşır. Ağızdan alınan su, solungaçlardan dışarı atılırken suda çözülmüş oksijen, osmozla kana verilir. Bu arada suda bulunan besinler ise yutulur. köpek balıklarında su hem ağızdan hem de ilk solungaç yarığından alınır. Tuzlu su balıkları su içtikleri halde, tatlı su balıkları su içmezler. Gerekli su ihtiyaçlarını solungaç zarlarından osmozla alırlar. Deniz balıkları içtikleri suyun tuzunu böbrekle değil, solungaçları ile ayırır. Balıklarda göğüs ve karın yüzgeçleri çift, sırt, kuyruk ve anal yüzgeçleri tektir. Tek yüzgeçler nadiren birden fazla olsalar da simetrik çiftler meydana getirmezler.

Uçan balıklar çok gelişmiş olan göğüs yüzgeçlerini açarak bir-iki dakika su üstünde uçabilirler. Yaşadığı yerlerde su kuruduğu zaman balçığa gömülüp akciğer solunumu yapabilen, sürünerek gölden göle geçebilen, kısa bir süre havada uçabilen, elektrik ve ışık üretebilen çeşitli balık türleri mevcuttur. Balıkların pulları birbirleri üzerine kiremit gibi dizilmiş, kemiksi, kaygan ve antiseptiktir. Antiseptik mukus salgısı, üzerine yapışan bakteri ve sporları yok eder.

Balıkların harekette önemli rol oynayan değişik kuyruk tipleri mevcuttur. Çatallanmış kuyruk tipine “difiserk”, çatallı olup eşit parçalı olana “homoserk”, köpek balıklarında olduğu gibi çatalları eş olmayan kuyruk tipine de “heteroserk” denir.

Balıklar omurgalı canlılar içerisinde sayıca en fazla olanıdır. Çalışmalarda balık türünün 40.000 kadar olduğu söylenmektedir.

Balıkların günümüzde sportif ve akvaryumdaki değeri yanında büyük bir protein kaynağı olması ticari değerini arttırmaktadır. Balıkların yeryüzündeki dağılımları o kadar geniştir ki, Antartika sularında, sıcak tropikal sularda, acı sularda, tatlı sularda, ışığın ulaştığı dağ derelerinde veya insanların henüz ulaşamadığı oldukça derin ve karanlık sularda yaşayabilmektedir. Üç türlü beslenme görülür: Herbivor (otçul), karnivor (etçil) ve omnivor (hem et hem de bitkisel besin yiyenler). Yalnız çenelerinde değil, bütün ağız boşluklarında ve yutaklarında sıralanış ve şekil olarak birbirinden farklı birçok diş bulunur. Bu genelde beslenme şekillerine göredir. Bazılarında farinks (yutak) dişleri gelişmiştir. Yalnız Mersin balıklarında ve Demetsolungaçlılarda diş bulunmaz.

Symphysodon aequifasciatus türü bir akvaryum balığı

DUYU ORGANLARI

Görme organları [Balıklarda gözler yüksek omurgalılara benzer. Kornea daha düz ve mercek daha yuvarlaktır. Kornea, merceğin önünde koruyucu bir görev yapar. İris; kırmızı, siyah, portakal rengi, mavi, yeşil olabilir. Balıklarda göz yapısı, yaşadıkları çevreye uygun bir özellik arz eder. Işığın kolay geçtiği temiz sularda yaşayanlar iyi görür ve renkleri ayırt ederler. Derinde yaşayanlarda gözler oldukça büyük olup, ışığın zayıf olarak ulaştığı daha derinlerde teleskop gözlü olanlarına da rastlanır. Bulanık sularda yaşayan balıklarda ise gözler küçülmüştür. Kör mağara balıklarında gözler görev yapmaz. Işık olmadığından gözlere ihtiyaç duymazlar. Balıklarda gözyaşı bezi ve gözkapağı bulunmaz. Yalnız Raja balıklarında üstten gelen ışığa karşı gözü korumak için üzeri pullu kalın bir kapak vardır. Balıklar dinlenme halinde yakını görür, uzak için uyum yapar. Memelilerde durum tersinedir. Bazı dişli sazanlarda gözler yatay bir bantla ikiye ayrılmıştır. Üstteki kısım havada, alttaki kısım suda görmeye yarar. Böyle balıklara "dört gözlü" denir.

Tat alma organı

Balıklarda tat alma cisimcikleri dudaklarda, farinkste, burun epitelinde, baş derisinde, bıyıkların uçlarında yerleşmiş olduğu gibi bazılarında da ağız içinde yerleşmiştir. Balıklarda dil yoktur. Olanlarında da gelişmemiştir. Sazanların ağzı içinde çok kalın kastan yapılmış yastık şeklinde bir yapı bulunur. Bu organ tat almaya yarar. Balıklar bazı maddeleri memelilerden daha iyi ayırt edebilirler.

Dokunma duyusu

Dokunma duyusunda bıyıkların rolü büyüktür. Bıyıklar tat almada etkili olduğu gibi, besin bulma ve dokunma organı olarak da görev yaparlar.

Balıkların baş, gövde ve yüzgeç derileri üstünde tomurcuk veya çukurcuklar halinde küçük duyu organları mevcuttur. İçlerinde sinir uçları dallanmış haldedir. Görevleri; yaklaşan düşmanı, sıcaklık değişimini, besin ve tuzluluğu hissetmektir. Duyuda yan organın da etkisi önemlidir. Bazı derin deniz balıklarının yüzgeç ışınlarında uzamış olan bazı kısımlarında duygu organları yer almıştır.

İşitme ve yan organ (Yanal çizgi)

Balıklarda dış ve orta kulak yoktur. İşitme organı bir kapsül içinde bulunan iç kulaktan ibaret olup, sudaki ses titreşimlerini idrak eder. Bu işitme organına “labirent” denir. İşitmede etkili olduğu gibi, dengenin sağlanmasında, ağırlık ve yerçekimi tespitinde de önemli rol oynar. İçlerinde kalsiyum karbonattan yapılmış “otolit” adı verilen cisimcikler de bulunur. Bazı balıklarda hava kesesinin ön kısmının her iki yanında iç kulakla ilişkili dörder adet kemikcik bulunur. “Weber cihazı” adını alan bu sistem ses dalgalarını ve basınç değişimini iç kulağa ileterek daha iyi işitmeğe yardım eder. Küçük frekanslı titreşimler, yanal çizgi sistemiyle idrak edilir. Bu, vücudun yanlarında derinin altında uzanan içi mukus dolu bir çift kanaldır. Belirli aralıklarla bu kanalı pulların arasından veya ortasından dışarı bağlayan yollar, bu yolların ucunda içinde sıvı ve sinir hücreleri bulunan bir torba vardır. Sudaki titreşimler bu sıvıya geçerek sinir hücreleri tarafından idrak edilir. Mesaj daha sonra sinirler vasıtasıyla beyne iletilir.

Bir başka balığın hareketinin doğurduğu titreşimleri, yanındaki balık bu yolla duyar. Yan organ çok alçak frekanslı titreşimleri idrak edip işitmeye yardımcı olduğu gibi, su akıntısının yönünü, sıcaklık ve soğukluk farklarını da tesbit eder. Yan organ işitmede de yardımcı olur. Ses ve basınç dalgalarını tesbit edebilir. Kemikli balıklarda, vücudun her iki yanında solungaçlardan kuyruk yüzgecine kadar uzanır.

Koku duyusu

Balıklarda burun (nostril), solunum için değil, suda çözünmüş kimyasal maddeleri koklamaya yarayan bir duyu organıdır. Koku alma kapsülleri üst çene üzerinde bulunan bir çift (veya bir adet) burun çukuruna yerleşmiştir. Koku maddelerini taşıyan su burun deliklerine girip çıkarken, koklama kapsüllerini yalayarak sinirleri uyarır. Bu duyu köpek balıkları gibi bazı balıklarda çok kuvvetlidir. Köpek balıkları kan kokusunu yüzlerce metre uzaktan alabilirler.pullarla tat alırlar

Yüzme kesesi

Balıkların suda batmadan durmasını sağladığı için önemlidir. Sindirim kanalının bir uzantısı olup, sırt tarafta torba şeklindedir. İçi CO2, O2 ve NO2 gazları ile doludur. Balığın yoğunluğunu, suyun yoğunluğuna göre ayarlar. Balık suda batmadan durmak için, içindeki gazı artırarak keseyi şişirir. Yüzerken havasını azaltır. Bazı balıklarda yüzme kesesi ikiye ayrılmıştır. Yüzme kesesi solunum, hidrostatik görev, ses meydana getirme ve bazı uyartıları hissetmede de etkilidir. Bütün balıklarda hava kesesi bulunmaz. Böyle balıklarda yağlı vücut ve göğüs yüzgeçleri batmalarına mani olur. Dip balıklarında yüzme kesesinin dışarıyla herhangi bir bağlantısı yoktur. Gaz özel bir sistemle hava kesesine doldurulur ve boşaltılır. Bu durumda karşımıza beş tip balık çıkmakta; Fizostom balıklar ve Fizoklist balıklar. Fizostom balıklarda hava kesesi yutakla bağlantılı olduğu için gaz girşi çıkışı sorun olmamaktadır ama Fizoklist balıklarda herhangi bir yutak bağlantısı olmadığından gaz giriş çıkışını "Rete Mirable" dediğimiz kılcal damar ağı yardımıyla olduğu bulunmuştur. Rete mirable mekanizmasında; gaz bezinden toplardamarlara laktik asit verilir.Laktik asit oksijen bağlanma yeteneğini düşürerek atardamarlarda yüksek kısmi oksijen basıncı oluşmasını sağlar.Bu olay tekrarlanarak tepe noktasındaki oksijen basıncının iyice yükselmesi sağlanır ve yüzme kesesinin içine diffüzyonla hava girşişi olur. Kan damarlarındaki bu ters akımdan dolayı oksijen keseden dışarı çıkamaz.


Tarih: 17:43, 12/6/2008
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

sizin hayvanınız

ARKADAŞLAR SİZCE SİTEM NASIL?HAYVANLAR HAKKINDA BÜTÜN BİLGİLERİ KOYMAYA ÇALIŞIYORUM.SİZE BÜTÜN HAYVANLARI TANITMAYA ÇALIŞIYORUM.

  ARKADAŞLAR SİZİN HAYVANINIZ VARMI?VARSA HANGİ HAYVAN VE HAYVANINIZDAN BAHSEDERMİSİNİZ?


Tarih: 17:20, 12/6/2008
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

hamsterler hakkında bilgi

                                     HAMSTER

 

 

Hamsterlerin, normal olarak sırtı kırmızı kahverengi, karın ve ayakları beyaz renktedir. Bununla beraber, bugün tamamen beyaz, saksağan benzeri siyah-beyaz alaca, krem vb. renklerde de hamsterler vardır. Yavru hamsterlerin kulakları ipeğimsi tüylerle kaplı iken, yaşlıların kulakları çıplak ve parlak görünümdedir. Yemlerini gece yiyen hayvan türlerindendir. Özellikle tümör araştırmaları için kullanılan deney hayvanlarındandır.
           Barınma ve bakım besleme uygun yapılıyorsa, hamsterler uysal davranırlar, saldırgan olmazlar. Bir gruba yeni katıldıkları zaman birbirini tanımayan bireyler dövüşme ve saldırma eğilimindedir. Tohumlama sırasında dişi eğer hazır değilse, çiftleşmek istemiyorsa, her iki cinsiyette de bakıcılara ve birbirlerine karşı saldırma görülebilir. Bu nedenle ısırılmaktan sakınılmalıdır. Hamsterler kafes içinde tekerlek gibi dönme davranışı gösterirler. Kafesleri yüksek olursa tırmanma egzersizleri yaparlar. Koku alma kabiliyetleri iyi gelişmiştir. Hamsterlerin, özellikle hayatlarının ilk haftasında kanibalizm yaygındır. Bazı kere yavrular analarını emmekten çok, ısırır gibi yaparlar. Buna misilleme olarak annede onları öldürür ve yer. Bazı durumlarda da anne rastgele birini yer geriye kalanlara sadece annelik eder. Bazen plasenta zannedilerek yavrunun yenildiği olur. Bazı hamster soylarında doğum anında yavruların tamamı anne tarafından öldürülür. Bazı soylarda da yavru sayısı, bakılabilecek bir sayıya, örneğin 8-10 dan 6-7 ‘ye düşürülür. Doğum anındaki alışılmamış gürültü sesler de annelerin yavrularını yemelerine sebep olabilir. Çiftleşmeye getirilen dişi eğer kızgın (östrusta) ise hemen lordozis denen pozisyonu ( sırtın içbükey yapılıp genital bölgenin açığa çıkarılması) gösterir. Erkek perineal bölgeyi koklar, araştırır ve vaginal orifici açar. Sonra tipik birleşme şekli gerçekleşir. Yuvalarına düşkün hayvanlardır. Dişiler erkeklerden çok saldırgandır. Kafes arkadaşına saldırıyı önlemek için, genellikle tek başına barındırma tavsiye edilir. Ancak sütten kesimden sonra aynı cinsiyetteki hayvanlar grup halinde aynı kafeste barındırılabilir. Geceleri egzersiz yapmayı sevdiklerinden egzersiz tekerlekleri sağlanması uygundur. Hamsterler kaçmakta usta olduklarından kafes kapaklarının sıkıca kapatılması gerekir. Çevre sıcaklığı 4.5 C’nin altına düştüğünde, eğer yeterli besin almışlarsa kış uykusuna yatarlar. Aynı grupta ve aynı şartlarda barındırılan hayvanlardan bir kısmı kış uykusu davranışı gösterirken, bir kısmı göstermez. Kış uykusuna yatma işi 2-3 gündür.
Not:Golden Hamsterler çok yaygın olarak kullanıldığı için burada daha çok onun özelliklerinden bahsedilmiştir.

Barındırma:
             Golden hamsterler normal olarak yalnız olarak yaşamayı seven ferdiyetçi özellikte hayvanlardır. Akranları ile birlikte bir arada kalmaktan fazla hoşlanmazlar ve genellikle bu yüzden dövüşmeler olur. Onun için bireysel kafeslerde yetiştirme daha uygundur. Genellikle bir erkek ve bir dişiden oluşan aileler şeklinde (monogami yöntemi) yetiştirilirler.

            Kafeslerin sert plastik, galvanize demir veya paslanmaz çelikten yapılması uygun görülürken, ahşap veya alüminyum tavsiye edilmemektedir. Kafeslere, yumuşak saman veya talaştan bol miktarda altlık koymak gerekir. Altlık olarak hidrofil pamuk koymak doğru değildir. Hamsterler için kışlar ilave bir ısıtma gereklidir. Barınaklarda oda sıcaklığı 10 derece, nispi nem %45-55 ve aydınlık süresi 14 saat olmalıdır. Soğuk kış aylarında bu hayvanlar kış uykusuna yatabilirler. Bu duruma giren hayvanlar, kıvrılmış durumda ve sertleşmişlerdir. Solunum hızı ve kalp atışları çok yavaşlamıştır. Bu durumda hayvanlar ölü zannedilir. Yukarıdaki barınak şartları (ısı,ışık ve nem olarak) sağlanırsa kış uykusu görülmez. Kış uykusundaki hayvanlar, yavaş yavaş ısıtmak suretiyle eski hallerine dönebilirler.
            Hamster kafeslerine egzersiz tekerlekleri vb. takmak uygundur. Hayvanları inaktif tutmak kafes felçlerine sebep olur. Kafesteki yataklık haftada bir değiştirilmelidir. Hamsterler çok dışkı veya koku üretirler, urinasyonda azdır ve genellikle kafes köşesine belli bir yere yaparlar. Su şişesi metal biberonlu (nipel) olmalıdır, plastik veya cam uygun değildir.

Besleme :
            Hamsterler omnivor hayvanlardır. Golden hamsterlerin tabii ortamda ne ile beslendikleri hakkında fazla bilgi olmamakla beraber; bunların bitki tohumları, böğürtlen ve çilek gibi sulu meyveler yedikleri kabul edilmektedir.
Laboratuar hayvanları için hazırlanmış ticari pelet yemlerden hamsterlere günlük 10 gr. vermek yeterlidir. Su ihtiyaçları 8-10 ml kadardır (veya 100 gr canlı ağırlık için 10 ml) su sürekli, temiz ve taze olarak şişeler veya otomatik suluklarda verilmelidir.
Temel besleme ; Hububat lapaları ile birlikte proteinli (et, yumurta, peynir vb.) kırıntılar, artıklar ve yeşil gıdalar verilir. Büyüme çağındaki hamsterlar için, %14-17 ham proteinli yemler yeterlidir. Ergin hayvanlarda mısır, soya ve kuru yoncadan oluşan, %18 ham protein, %3.7 yağ ve %8 selüloz içeren bir rasyonla iyi bir döl verimi ve yaşama gücü performansı sağlandığı bildirilmektedir.
            Hamsterler yüzlerinin her iki yanında, yanaklarının altlarında oluşan ceplerde gıdalar biriktirirler. Bu yüzden avurtlarına zarar vermemek için yulaf vb yiyecekleri bütün olarak vermemelidir. En iyisi ticari pelet yemlerdir.
            Hamsterleri fazla besleyerek yağlandırmaktan da kaçınılmalıdır.

 

 

 

 


Tarih: 16:39, 19/6/2007
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

uğur böcekleri hakkında bilgi

                      UĞUR BÖCEĞİ

 

Uğur böceği (Coccinellidae), çok yaygın olarak görülen, kırmızı kanatlı bir böcektir. Uç uç böceği de denir.

Büyük bir kısmı renklidir. üst kanatları kırmızı ya da sarı üzerine siyah noktalı ya da tersi, yani siyah zemin üzerine kırmızı ya da sarı desenlidir. Tropiklerde mavi ve yeşil renklerine de rastlanır. boyları yaklaşık 0,5 cm. olan bu familyaya ait hayvanların yarım küre şeklinde görünen vücutları çok tipiktir. nadiren hafifçe oval olurlar. ancak asya’daki bazı türler 1 cm.’nin üzerine çıkar. ülkemizde coccinella septumpunctata, adalia bipunctata ve coccinella quinquepunctata en yaygın olanlarıdır. renkleri ve şekilleri tarafından halkımızca sevilir ve uğurlu sayılırlar.

epilachninae altfamilyası hariç, diğerlerinin hepsi yararlı böceklerdir. larvaları ve erginleri yaprakbitlerini ve koşnilleri büyük sayıda yediklerinden biyolojik mücadelede kullanılır. birkaç türü larva iken yaprakbiti, ergin iken öncelikle mantar yerler.

iyi uçarlar, rahatsız edildiklerinde yere düşerler ve çok defa bacaklarını vücuda toplayarak ölü taklidi yaparlar. kışı birçoğu bir arada ergin olarak geçirirler. ilkbaharda yumurtalarını yaprakların altına ya da kabukların yarıklarına bırakırlar. larvaları yumuşak derili, çok defa renkli desenli, çok hareketlidir. genellikle dört defa deri değiştirirler. gelişme süreleri 30-60 gündür. senede iki döl verirler. yumurtalar çoğunluk yaprakbiti kolonilerinin civarına bırakılır. larvalarda negatif ve pozitif geotaksi çok iyi gelişmiştir.

  1. Baharın gelmesiyle birlikte bahçeleri dolduran uğur böcekleri bitkilere zarar veren yaprak bitlerinin düşmanıdır. Bir uğur böceği hayatı boyunca yaklaşık 5.000 tane bitki zararlısı yer.
  2. Uğur böcekleri kırmızı, sarı, pembe, portakal renginde olabilir. Vücutlarında genellikle benekleri bulunur.
  3. Uğur böceklerini parlak renkleri onların düşmanlarından korunmasına yardım eder. Parlak renkli canlılar genellikle zehirli olurlar. Onların parlak renklerini gören düşmanları zehirli olduklarını düşünerek uğur böceklerinden uzak durur.
  4. Bir uğur böceği rahatsız edildiğinde kötü bir koku salgılayarak düşmanını kendisinden uzaklaştırır.
  5. Uğur böcekleri kanatlı böcek sınıfına girerler. Uçmadıkları zamanlarda hassas kanatları kapalı ve bir koruyucu altındadır. Uçmak istedikleri koruyucu açılır ve kanatların hareket etmesine izin verir.
  6. Uğur böcekleri hayatları boyunca tam bir başkalaşımdan geçerler. Bu evreler şu şekilde özetlenebilir
  7. Dişi uğur böceği yumurtalarını yaprakların üzerine bırakır.
  8. Yumurtadan çıkan larvalar da tıpkı yetişkin uğur böcekleri gibi yaprak bitlerini yerler
  9. Larvalar yeterince büyüdüklerinde kendilerini bir yaprağa ya da dala yapıştırırlar. Burada olgunlaşarak pupa şeklinde sarılı olarak kalır. Büyüklüğü erişkin uğur böceği ile aynıdır. Sarılı kalması, başkalaşım geçirirken pek çok tehlikeden korunmasını sağlar.
  10. Birkaç gün süren başkalaşım evresinden sonra hepimizin çok sevdiği uç uç böcekleri nazik uçma stilleriyle hayatımıza renk katarlar.
  11. Uğur böcekleri bir sene içinde en az bir kez yumurtlayarak yeni uğur böceklerinin dünyaya gelmesini sağlarlar.
  12. Bazı yetişkin uğur böcekleri yaprak çürüntülerinin altında kış uykusuna yatarak kışı geçirirler.

 

 


Tarih: 16:32, 19/6/2007
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

<- | Sonraki sayfada neler varmış? ->


Free Image Hosting @ Photobucket.com! Free MySpace Glitter Graphics - MySpaceGlitter.com
Free Image Hosting @ Photobucket.com! Free MySpace Glitter Graphics - MySpaceGlitter.com
Free Image Hosting @ Photobucket.com! Free MySpace Glitter Graphics - MySpaceGlitter.com
Free Image Hosting @ Photobucket.com!